Bir dönem kusursuz giyinmeye fazlasıyla odaklandım. Her detayın mükemmel, ütülü ve tam yerinde olması gerektiğini sanıyordum. Ama zamanla fark ettim ki bu fazlalık beni estetikten uzaklaştırıyor, stilimi boğuyordu.
Çünkü şıklığın kusursuzlukla değil, doğallıkla ilgili olduğunu anladım. Tam o sırada karşıma bir kelime çıktı: Sprezzatura.
Ve ben ilk kez, tarzımı tanımlayan bir kelimeyle karşılaştım.
Sprezzatura nedir?
İtalyanca kökenli bu kelime, ilk kez 16. yüzyılda Baldassare Castiglione’nin “Il Cortegiano” (Saraylı) adlı eserinde geçer.
Peki ne anlama gelir? Bir şeyi mükemmel yaparken… hiç uğraşmıyormuş gibi göstermek.
Her şey özenle seçilmiştir ama rastgele durur. Bu, kontrollü bir dağınıklıktır. Ve asıl etki; çaba harcadığını göstermemekte saklıdır.
Her şey özenle seçilmiştir
ama rastgele durur.

Açık yaka, düğmesi açık keten takım ve loafer. Takımın çizgisi korunurken rahatlık küçük detaylarda kendini gösteriyor.
Neden sprezzatura?
Artık kusursuzu görmekten yorulduk. Her şeyin aşırı planlı, aşırı düzgün ve gösterişli olduğu bir dünyada, gerçek olan, sade ve içten olan daha çok dikkat çekiyor. Bu yüzden insanlar artık doğallığı arıyor. Ve sprezzatura tam da bu ihtiyaca cevap veriyor.
Sprezzatura, her şeyi aynı anda bozmak değil; kusursuz bir kombine hafif bir dağınıklık katmaktır.
Nasıl yapılmalı?
- Ütüsüz keten gömlek
- Omza atılmış blazer
- Açık yakalı gömlek
- Kolları kıvrılmış gömlek
- Çorapsız loafer
- Dışarıya sallanmış kemer
- Buruşuk paça
- Simetrisi bozulmuş cep mendili
- Hafif yamuk kravat
- Kemer yerine ip detayı
- Dağınık ama bakımlı saçlar
- Düğmesi açık ceket
- Gözlüğün pantolona takılması
- Tek renk bozan bir aksesuar (fular gibi)

Açık yaka, görünür katmanlar ve rahat bir duruş. Özenle seçilmiş parçaları gündelik hayatın akışına bırakmak.
Bu yazı sadece bir başlangıçtı. Asıl yolculuk daha yeni başlıyor. Kendine iyi bak.
Alperen Aydın
